Trol Çağı-1

Çevre galaksilerde işler karışmıştı. Bunu fırsat bilen karanlıklar lordu da hemen olaya müdahil olmaya çalışıyordu. Biliyordu ki, kendi galaksisi bölgede önemli bir role sahipti. Bunu aslında kendisi de geç farketmişti. Yıllarca sömürmesine rağmen bitirememişti, aksine kendisi büyüyordu ama galaksiden eksilen olmuyordu. Kendisiyle beraber bir kaç ‘iyi’ yanichinin de büyümesine izin vermişti. Galaksi herkese yeterdi.

Karanlıklar lordunun aydınlık galaksisi, irili ufaklı birçok gezegenden oluşuyordu. Bu gezegenlerin bir kısmında tamamen farklı türler ve iletişim dilleri hakimken, galaksi genelinde kullanılan dil aynıydı. Bir de yitik gezegenler vardı. Yitikti, çünkü artık o gezegenlerde hiçbir tür yaşamıyordu. Ama o gezegende olan biten her şey galaksiyi etkilemeye devam ediyordu. Bunların da bir kısmından güç elde etmeyi başarmıştı karanlıklar lordu ama yitikler genellikle aleyhineydi. Keşke yitik gezegenleri yok etmenin bir yolu olsaydı diye düşünüyordu. Hele bir tanesi vardı ki, yitik olmasına rağmen halen ışıldıyor ve her yerden gözüküyordu, çok sinir bozucuydu.

Bu galaksinin işleyişi de diğerlerinden farklıydı. Diğer galaksilerdeki doğruların her zaman aksi geçerliydi, sanki arada bir kara delik vardı ya da bir ayna görüntüsü. Belki de milyonlarca ışık yılı mesafenin sonucuydu bu gerçeklik ve doğruluktaki kırılma. Karanlıklar lordu, kisser-konlar ve yanichiler galaksinin durumunda memnun olsa da, bir çok homo sapien kendini galaksinin dışına atmanın yolunu arıyordu. Artık mantıklı düşünemiyorlar işlerini bile düzgün yapamaz hale geliyorlardı. Ayrıca gezegenler arası iletişim de kopuyordu. Özellikle farklı bir iletişim dilinin kullanıldığı impuma gezegenine tahammülsüzlük artıyor, gerilim tırmanıyordu. Impumanın yerlileri merlerde kendi arasında çıkmaza giriyor, karanlıklar lordu da bu çıkmazları iyi değerlendiriyordu. Tüm olan bitenlerde merlerin bilgisizliğinin de suçu vardı elbette. Ama karanlıklar lordu her zamanki gibi kullan at hesabı yapıyordu. Artık merleri görmeye dayanamıyordu, onun gözünde merler bitmişti. Ne gezegenler arası konseyde olmalarına izin veriyordu, ne de konuşmalarına tahammül edebiliyordu. Sıkıştığı yerde ise savaşçı merleri örnek göstererek, tüm merleri hedef tahtasına koyuyordu. Galaksi dışına çıkmayı başaran merler için ise onlara ev sahipliği yapan galaksileri suçluyordu. Kimse onu ciddiye almasa bile o kisser-konları yeterince ikna etmiş ve güçlü bir düşmanlık oluşturmayı başarmıştı. Bir talimatıyla impumayı yakacak kıvama gelmişlerdi. (sözde) .

Kisser-konlara göre çok daha gelişmiş, yanichilere göre çok daha dürüst bir tür olan homo-sapienler için de durum farklı değildi. Hepsi galaksi kaynaklarının tükendiğini, kara deliğe doğru da çekildiklerine inanıyordu. Kimi galaksi dışında çare ararken kimi ise galaksiden gitmeden bir çözüm arayışındaydı.Bir kısmı için tek umut yitik gezegenin parıltısıydı, bir kısmı ise onu görmezden gelmeye devam ediyordu ama zaman daralıyordu. Karanlıklar lordunun, kendini kara delikten de büyük hissetmesi artık sinir bozuculuktan çıkmış, ruh sağlığını etkileyen bir mesele haline gelmişti. Homo-sapienler her geçen gün daha da çaresizleşiyordu çünkü cesaret edip karanlıklar lordunun karşına çıkan, konuşan kendini zaman ötesinde buluyordu. Milyarlarca ışık yolu uzaklarda, kara deliğin ardında.

devamı gelebilir…..

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s