Olmak ya da Olamamak

Bir görsel var. Başı ayrılmış cansız bir beden yatıyor, yolun kenarında, insanlar etrafına toplanmış Hatta denize atalım gibi konuşmalar geçtiği de iddia ediliyor. Tabii ki biraz zaman geçtikten sonra “görüntüler sahte”, gerçeği burada diye bir telaşa girildi. Elbette internet manipulasyonu fazla, o görüntülerin paylaşılması da son derece saçma ve iğrenç. O görüntünün biraz öncesiyle ilgili bir video var, orada herkes hemfikir olmuş. Ölü bedene inanılmaz bir nefretle vuruluyor. Devamındaki fotoğraf içinse sahte deniliyor. Aslında kaza yapan bir askeri araca ait görüntülermiş.

Görüldüğü gibi, iddia edilen orjinal haberde herhangi bir görsel yer almıyor :

orjinal haberin linki

 

Diyelim, anlatması bile son derece ürkütücü olan o görsel yalan olsun. Önceki görüntüler? Orada da asker ateş açtı, insanları ezdi. Hakketti. Peki siz tanrı mısınız yoksa cellat mı? Demokrasi için sokağa çıkmıştınız. Hangi demokraside cezayı kesmek size düşüyor? Kaldı ki adam teslim olmuş. İstese ölene kadar tankla herkesin üzerinden geçemez miydi? Son mermisine kadar ateş açıp bir faciaya neden olamaz mıydı? Olabilirdi ama her şeyden öte karşısındaki kalabalığa saygı duymuş ve teslim olmuş. O insanlar ne yaptı? O saygıya, demokrasiye ihanet edip, barbarlıklarını, ne kadar tehlikeli insanlarla bir arada yaşandığını gösterdiler. Şimdi bu kalabalığın öyle bir şey yapmayacağını iddia edebilir misiniz? Bunlar değil miydi dünyanın her tarafında patlayan bombalara kimliğe göre tepki verenler, bir kısmına sevinenler? Memleketin dört yanında kışlaları nefretle kuşatanlar?
Yine her şeyi geçtim, bu görüntüleri alkışlayanlar, sevinenler, 4 tanesi öldürdüm diye ortalıkta dolaşanlardan rahatsız olmayanlara ne demeli? Askeri soyup odaya dizenleri, soyup azarlayanları sırıtarak izleyenlere ne demeli? Kandırılmak sanırım devletin üst kademesine özgü bir şey. Vay halimize…Bir de İslam barış diniydi yanlış hatırlamıyorsam. Diken atana gül uzatıyorduk…

İşte bunlar hep demokrasi, Ortadoğu tarzı bir demokrasi .. Bu demokrasi şöleninde de fırsat bulduğunda en yakınını bile öldürebilecek canavarlarla yaşamadığımızı gördük.  Her şey günlük gülistanlık, aynen olması gerektiği gibi.

Demokrasi demişken; demokrasiden uzaktan yakından alakamız olmadığını da göremedik. Meğer demokrasinin beşiğimişiz.  

Atılan sloganlar, sağa sola sataşmalar, tehdit etmeler, “hayırdır fenerbahçenin şampiyonluğunu mu kutluyorsun” diyeni bıçaklamalar,insanları hain ilan etmeler tam bir demokrasi habercisi gibi.. Bu arada 2016 yılında cihat çığlıkları atıp, din adına savaştığını söyleyenleri de alkışlamak lazım. Kendi kendine savaşıp cihat diyen ortadoğunun geri kalanına katılırız artık. Tebrikler Araplaştınız! O yüzden boşuna vatan falan demeyin. Vatan umrunuzda olsa bugünleri hiç yaşamazdık.

161 ölüm, bin küsür yaralıdan sonra kutlamalar, dombura eşliğinde rte sloganlarıyla coşmalar, kahramanlık hikayeleri, sağda solda kafa sallayan tarikatlar da inançlarına yakışır şekilde hareket edip, demokrasiye de tat katıyorlar, değil mi?

Bir de oyun muhabbeti var…

Hani oyun olabilir mi diyenn hai ilan edildiği.Siz değil misiniz Ortadoğudaki her olaya amerika- israil oyunu diyen, avrupanın oyunu diyen, patlayan bombalara kendilerini patlattılar diyen?, 11 eylülde abd kendi vatandaşlarını öldürdü diyen hatta uzay araştırmaları almış başını gitmiş olmasına rağmen aya ayak basıldığına da inanmıyorken, dün olanlara oyun diyenleri de düşman ilan etmek size yakışır zaten. Ama unutmuşum oyun ingilize, amarikalıya, israile ya da gavura özgü bir iş; kahramanlık ise Türklere özgü. Kahraman doğuyoruz çünkü…. Olan biteni göremeyen, sonuca göre hareket edip, sona gelince patlayan aptallar değiliz.

Detaylar üzerinden giderek yorum yapılmasına bile tahammül edemeyecek kadar düşünceye neden bu kadar karşısınız onu da anlamak zor.

Oyun değil ortalık bombalandı, bir sürü ölü var… Peki oyun, bir kişinin her şeyi organize edip plana sokması mıdır? Yoksa olayı kendi çıkarına manipule etmek de oyun sayılır mı? Bunların üzerinde de durmak lazım. Ama evet, her ne kadar oyun diyenlerin dayanabileceği argümanlar olsa da, daha önce insanların ölümünden çekinilmeyeceği defalarca görülse de , böyle bir oyun olma ihtimali de oyun olmama ihtimali kadar zayıf.

Ortaya çıkan bir sonuç da , ‘devlet’ kavramı  ve devlet yönetimi, ilişkiler konusunda hiçbir halt bilinmediği ve tüm meselenin güç aşkı olduğu.

Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de  olanların bir anda olduğunu düşünüyorsunuz sanırım. Çünkü onların vatan sevgisi, dini, kitabı, düşünceleri  yoktu. Onlar olaylar karşısında bizim gibi tek vücut(!) olamıyorlardı.

Oyun ya da değil o da çok önemli değil gerçi. Devlet içinde yapılanan iki gücün çatışmasında kazananı bilmem ama kaybeden yine Türkiye Cumhuriyeti oldu.

Darbe mi olsaydı?

Evet olmasaydı. Keşke bunların hiçbiri olmasaydı. Otoriteye karşı otorite savaşı olmasaydı. Devletin içindeki  iki çetenin çıkar savaşını izlemeseydik. Tecrübelerden ve dünyadaki örneklerden ders çıkarılıp demokrasi yıllar önce kavranmış olsaydı. Keşke yıllarca cemaat yapılanması bu ülke için tehdittir, askere, yargıya, devlet dairelerine her yere sızılıyor denilirken; çıkarı değil de vatanı seçseydiniz. Keşke, her eleştiriye siz islam düşmanısınız demeseydiniz. Keşke demokrasinin çoğunluk değil, tüm insanlar için olduğunu bilseydiniz.

Mesela bundan sonraki süreçte masum insanların yargılanmayacağının, herkese eşit davranılacağının, sokakta farklı davranan insanlara, farklı mezhep ve inançlara, yaşam tarzlarına, kadına karşı bir baskı olmayacağının garantisini verebilir misiniz? Gözü dönmüşlerin ‘rövanş’ duygusunun bastırılacağının, darbecileri yargılamak için görevlendirilen mahkemelerde alakasız insanların sırf muhalif diye yargılanmayacağının garantisini verebilir misiniz? Gazatecilerin yargılanmayacağının, internet yasaklarının olmayacağının garantisini; tecavüzlere, tacizlere, her türlü haksızlığa karşı ses çıkaracağınızın, teröre de aynı 15 temmuz gecesi gibi tepki vereceğinizin sözünü verebilecek misiniz?

Evet keşke herkesin kendisiyle ilgilendiği, düşünen, haklara saygı duyulan bir ülke olsaydı, keşke çıkar ve güç aşkı yerine gerçekten vatan aşkı olsaydı da o darbe girişimi ve sonrasında yaşananların hiçbiri olmasaydı.Kendini bütün sanıp, en ufak karşı görüşe tahammül edemeyen bölük pörçük bir ülke olunmasaydı. Demokrasi savaşı vermeden bir şeyleri oturtmaya çalışan bir ülke olduğumuz için şansımızı hissederek, ortak değerler bularak geleceği inşa etmek için çalışabilseydik.

Ama olmasaydı, olunmasıydı ile olmuyor işte. zorla olmuyor. 15 Temmuz 2016 günü bir dönüm günüydü. Belki de kanlı bir geleceğin,  vermediğimiz demokrasi savaşının ilk adımlarıydı. Bekleyip göreceğiz.

Burada da tüm olanların, yazılanların, çizilenlerin, yorumların kısa bir özeti. Ama görebilene

B.

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s