Türkiye’den çekip gitmek (2)

Türkiye’den çekip gitmek (1) ‘i yazdığımda, hemen arkasından da çekip gittikten sonra yaşanabilecek ya da yaşadığım zorlukları da yazarım diye düşünmüştüm. Aslında kişisel tecrübenin objektifi biraz zor olur ama bir olumsuzluk yaşayınca hemen o anki hararetli duygularla yazmayayım dedim. Bekleyince de bir türlü sıra gelmedi. Ne zaman oturup yazmaya çalışsam da olmadı, defalarca yazdım, sildim. Bu sefer kendimi bunu yazmadan başka yazı yok diye motive ettim. Ümit ediyorum ki bu sefer, ortaya biraz olsun faydalı bir yazı çıkacak.

Yurtdışına adım atılmadan önceki beklentileri tekrar yazarak yazıyı uzatmak yerine kısa kısa neler hissettiğimi yazmak daha iyi olur sanırım. 6 yıllık İstanbul macerası, arada 6 aylık polonyada değişim öğrenciliği ve avrupa gezilerini de düşününce en doğru kararı vermiştim. Hayatımda değişiklik vakti ve kendimi en iyi hissedeceğim yere doğru yolculuk başlamıştı. Berlin’e indiğimde yine o dört yıl önceki ilk adımı hatırlamıştım.

O zaman -25 derece soğuk ve yurtdışı tecrübesi olmayan, ne yapacağını bilmeyen iki arkadaştık ve Berlin’e yakın olduğunu bildiğimiz Poznan ve okulun adresi dışında elimizde bir şey yoktu. Sora sora yolu bulup 6 aylık maceramıza, benim için maceranın ötesinde bir hayalin daha gerçek olması hatta daha sonrasında dönüm noktalarından biri olarak kayda geçtiğim bir 6 aydı.

Bu sefer ise aradan dört yıl geçmiş, Avrupa’nın hemen hemen tüm başkentlerini gezmiş, eğitim için gelmiş, yeni hayatıma merhaba diyerek adım attım Berlin’e ve yalnız bir adım. Dört yıl öncesi gibi de sert değil oldukça hoş bir havayla karşılanmıştım. Yine gideceğim şehrin adı dışında elimde bir bilgi yoktu. Ama hem havanın da etkisiyle Alman, Türk ya da her kim olursa daha sıcaklardı ve yardımcı olmuşlardı. Chemnitz’e vardığımda tek sorun çanta ve valizler nedeniyle patlayan elimdi. Neyse ki okuldan beni karşılamaya gelen biri vardı ama gidecek yerim yoktu. Sağolsun arkadaşlarının evine geçici olarak yerleştirmişti.

Okul kaydı vs gibi işlemler sandığımdan kolay olmuştu. Tüm işlemleri hallettiğimde artık 1.5 hafta geçmişti. Hayal kırıklıkları da o zaman başladı. Öğrencilerin hakim olduğu canlı bir şehir beklerken, ölü bir şehirle karşılaşmıştım. Bir iki kere dışarı çıktığımda yüzler tanıdıklaşıyordu ama tanışmaya gelince ciddi bir duvar vardı. Daha sonra anladım ki az da olsa almanca konuşarak yaklaşınca daha sıcak yaklaşıyorlar. Şehir tam bir ölü şehirdi, her taraf size garip garip bakan yaşlılarla doluydu, partiler keyif vermiyor, müzik zevkleri farklı, gece Kuzey kore’ye dönen bir şehirdi. O zamanlar bunu çok dert etmiştim ama sonra buna da alışıldığını gördüm.

Diğer bir sorun ise ev problemiydi. Yaşadığım ev enteresan bir evdi. Eski bir bina restore edilmiş, altı bar, üstü spor salonu gibi aletlerle doldurulmuş, bir oda da hard rock müzik denemeleri vs. Evde Rus, Alman, Libyalı herkes vardı. İlginç bir arkadaş grubuydu. İlk başta eğlenceli geliyordu. “Chemnitz’in en açık görüşlüleri bizleriz” diyorlardı. Ama daha sonra eğlenceli ortamlarının kapalı bir kültür olduğunu gördüm. Farklı aktivitelere açık değillerdi. Kendi aydınlık dünyaları dışarıdan soyuttu. Bu durumdan sıkılmaya başlayınca da biraz dışlanmıştım doğal olarak. Kaldığım oda zaten misafir odasıydı, gürültüden ders çalışmak imkansızdı, yapılan muhabbetler tekrar etmeye başlayınca da iyice sıkmıştı ki bir de buna soğuk eklenmişti. Ama ısınmak için bekleniyordu, sonra öğrendim ki odun kesip, soba yakıyorlarmış. Yurt çıkmaması zaten canımı sıkmış, çok kolay ev bulunan şehirde ev bulma girişimlerimin sonuçsuz kalması da tuzu biberi olmuştu. Geçici kaldığım evde bir ay olmuştu artık.

Türkiye’de kalabalığın içinde, düzenin, yoğunluğun içinde kaybolmuşuz, durup aynaya bakmıyoruz, kendimizi görmüyoruz, yüzleşmiyoruz, düşünmüyoruz, düşündüklerimizi değerlendirmeye vakit bulamıyoruz. Hep -mış gibi yapıyoruz ama gerçekten yapmıyoruz. Bunu Almanya’ya geldiğimde farketmiştim. Ama uzayan misafirlikte bunun olumsuz yanını da gördüm. Anlamsız bir umutsuzluğa kapılmıştım. Dibe vurmuştum, ne yapıyorum, neredeyim, neden geldim diye soruyordum. Sadece Almanya’ya değil aynı zamanda hayata da. Beklentilerden sonraki hayal kırıklıkları dibe yollamıştı beni. Neyse ki bu duyguları anlayabilecek eski bir arkadaşla uzun uzun tüm olanları konuşmuştum. Her zaman sınırda yaşardı, tecrübeleri de bana benzerdi. O beni bir hayli rahatlatmıştı ve kendimi keşfetme konusunda da yol göstermişti. Hatta yazmaya başlamam da o günlerden, çok eski değil. Şimdi o ilk yazdıklarıma baktığımda ağır depresif bir hal olduğunu görüyorum. Tüm bu duygusal yoğunlukları yaşadığım zamandan bir iki hafta sonra ev işini de çözmüştüm. Artık her şey yolundaydı.

İkinci bir hayal kırıklığını da dönem sonunda yaşamıştım. Hiçbir dersi geçememiştim. Ama bu sefer bu hayal kırıklığını motivasyon olarak kullanmayı başardım. Hayatımın girdiği garip döngüyü parçalayabildim, artık daha düzenliydim ve düzene rağmen monotonluk da ortadan kalkmıştı, ölü şehirde mümkün olduğu kadar.

Konuyu biraz dağıttım. Yaşanılan sorunlara dönersek, ekonomik sıkıntılar bazen canınızı sıkabiliyor. Çalışmak için değil de okumak için geldiyseniz ve aile dışında bir geliriniz yoksa, muhtemelen okurken çalışırım hayalleri kurmuşsunuzdur. Bunun kolay olmadığını görmek, her yerde umulduğu gibi imkanlar olmadığını görmek, dilin karşınıza sorun olarak çıkması, yapılan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması şevkinizi kırabiliyor. O yüzden beklentileri çok artırmamanın ve ne istediğinizi, ne için geldiğinizi iyi bilmenin faydalı olacağını düşünüyorum.

Irkçılık da bir diğer sorun. Her ne kadar milliyetçi olmasanız da, en sallamayan insan bile olsanız, kimlikleriniz karşınıza çıkabiliyor. Son zamanlardaki mülteci sorunu, mültecilerin bir kısmının davranışları da tam olarak ırkçılık olmasa da sağa yönelimi ve dolayısıyla önyargıları artırdı. Özellikle esmer tenliyseniz, Avrupa için söylüyorum, bir şekilde kötü tecrübeler yaşayabiliyorsunuz. Buna da her zaman hazırlıklı olmak ve fazla moral bozmamak lazım. Cahilin her yerde cahil olduğunu, kendini bilmezlerin, şikayet ettiğiniz insanların her yerde her millette olduğunu da unutmamak gerek. Siz kendiniz olduğunuz sürece, duruşunuzla, davranışlarınızla insanlık dersi verdiğiniz sürece çok büyük sorunlar yaşamayacağınızı garanti edebilirim. En azından şimdilik. Ne yazık ki aa sen Türk müsün, hiç Türk gbi değilsin gibi birçok şey duydum. Irkçılık dışında gözlemlediğiniz, şahit olduğunuz Türklerle özdeşleştiren davranışlar da canınızı sıkabilir ama cehalet gömlek gibi değiştirilebilen bir şey değil.

Son olarak bi rşey daha ekleyip artık bitirebilirim. Yalnızlık hissi…

‘Homesick’ tabirine uyan yani Türkiye’den kopamam, evim de evim diyen birisiyseniz, kısa süreli gelmek daha mantıklı. Çünkü o şekilde güzellikleri göremezsiniz, aksine hep aksilikleri çıkar karşınıza. Ben hiç homesick olmadım. Hatta ilginç derece de Türkiye değil ama Türkiye’de yaşama fikri oldukça uzaklaştı. Ama buna rağmen ara ara gelen bir yalnızlık hissi var. Çok iyi arkadaşlar da edinseniz, çok iyi ortamınız bile olsa, bir gece ansızın gelebiliyor bu his. Kolay gibi gözükse de o kadar kolay olmadığını görüyorsunuz aileyi, aynı geçmişe, aynı kültüre sahip arkadaşları bırakıp gitmenin. Öyle bir his ki bu, ansızın geliyor. Her ziyaretiniz de herkesin bir yaş daha yaşlandığını görmek, bunu düşünmek bile acı verebiliyor. Sevinçleri, üzüntüleri, önemli anları hep kaçırıyorsunuz. Ya geç paylaşıyorsunuz ya da sanal. Gittiğinizde ne o anki sevinç ne de üzüntü kalıyor geriye. Sarılamıyorsunuz, kalp atışlarını paylaşamıyorsunuz. Her gittiğiniz de her şey değişiyor. Kimi eksiliyor, kimi yeni geliyor. Siz ise yabancı oluyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz. Benim için en büyük sorun ya da hayal kırıklığı bu. Anı kaçırmak. Çözümü de yok. Geçici değil. Bir yanda hayaller diğer yanda kaçırdıklarınız. Hayalleri yaşarken bazı şeyleri feda etmek yalnızlığı kabullenmek gerekiyor. Teknoloji her ne kadar uzakları yakın yapsa da anı yakalayamıyor.

Yine yazmayı beceremedim. Yazı dağıldı, koptu gitti. Yayınlamakla yayınlamamak arasında kaldım ama bu başlık takıntı olduğu için yayınla düğmesine bastım bile. Umarım az da olsa neye doğru gidildiğine dair fikir verebilmişimdir. Ama neye giderseniz gidin, gittiğiniz yerde, bulunduğunuz yerde anı kaçırmayın. Beklentilerinizi çok artırıp, hayal kırıklarını derinleştirmeyin. Hayatın seksen-doksan yıllık bir mücadeleler bütünü olduğunu da unutmayın. Olumsuzluklar da hayatın bir parçası. Ne ile mücadele ettiğinizi bilirseniz en mutlu nerede ve nasıl yaşayacağınıza en sağlıklı şekilde karar verebilirsiniz.

B.

Advertisements

4 thoughts on “Türkiye’den çekip gitmek (2)

  1. belki daha da kötüsü ne Türkiye’ye ne de Yurtdışında yaşadığınız ülkeye ait olamama hissi. Aradan geçen zaman ve yaşadıklarınız pek çok arkadaşınızla uçurum oluşturuyor siz fark etmeseniz bile. Yaşadıklarınızı anlamıyorlar ne kadar isteseler de. Yurtdışındaki arkadaşlıklar ise değişken. Yabancılarla ne olursa olsun arada bir eşik kalıyor atlayıp geçemediğiniz, türk arkadaşlardan da yeri geliyor sağlam kazıklar yiyorsunuz üstüne bir bardak soğuk su içmelik.
    Yazınızı okumak ve başkalarının da bir şekilde aynı şeyleri deneyimlediğini görmek iyi geldi.

    Like

    • Yorumunuz için teşekkür ederim. Aynı duyguları paylaşmış olmak beni oldukça mutlu etti. Aslında eklenecek daha çok şey var ama söylediğinizde haklısınız. o arada kalma duygusu en kötülerden. Uzaktan bakıldığında kolaya kaçmak gibi gözüküyor ama aslında büyük cesaret istiyor bu kararı vermek

      Liked by 1 person

    • Evet daha bir sürü şey var hatta bizlerin bile içindeyken durup düşünmediği için fark edemediği. Ama yazınız süreci ve aşamalarını çok güzel özetlemiş bence. Birçok insanın özenerek baktığı bir durum olsa da yurtdışında yaşamak, okumak vs. yaşamadan asla anlayamayacakları durumları yalın bir şekilde anlatmışsınız.

      Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s