Bizi Farklı Yapan Nedir?

Türk olmak övünülecek şey midir ya da müslüman olmak? Beni, seni, bizi, onu farklı yapan nedir?
Alman olmak, İngiliz olmak, Amerikan olmak, Yahudi olmak, Hristiyan olmak. Övünülecek şey midir?.. Peki Iraklı olmak, Suriyeli, Afganistanlı, Kongolu, Kenyalı mesela? Utanmalılar mı?
Deniz bile görmeden bota atlayan ve boğulup suların dibine doğru sürüklenen suriyeli çocuk utanmalı mı mesela , yoksa müslüman olduğu için gurur mu duymalı?
Peki ya bir damla su görünce yaşam için umutlanan afrikalı çocuk? Utanmalı mı ölümü beklediği için?
Tecavüze uğrayıp, yıllarca saklayan, en sonunda baskıya dayanamayıp intihar eden Türk kız? Atalarıyla gurur mu duymalı?
Peki ya kendini asan Norveçli? Norveçli doğup, norveçli öldüğü için sevinmeli mi?
Dinin ne demek olduğunu bile bilmeyen Japon çocuk utanmalı mı, yoksa cihat peşindeki bombacı övünmeli mi bedeni bin parçaya ayrılırken?
Hristiyan olduğu için öldürülen ya da müslüman olduğu için hakarete uğrayan gençler peki?
Doğumundan yıllar önce atalarının yaptığı hatalardan dolayı sakat doğan çocuk ya da emeklerken öğrendiği mayına basıp parçalara ayrılan çocuk utanmalı mı övünmeli mi?
Anne karnın öldürülen bebeğin tek suçu yanlış zamanda yanlış yerde olmak mı?
Advertisements

4 thoughts on “Bizi Farklı Yapan Nedir?

  1. İnsan, bu aralar her şeylerini sorguladığım ama hiç bir şeylerine anlam veremediğim tek canlı türü. Dinler, naiflikten bahseder, kibiri günah sayar, ama insanlar mensup olduğu dinler yüzünden kendilerini, diğer dinlere inanlardan daha üstün görür, savaşır, inandıkları tanrı için başka bir dinin mensuplarını acımasızca öldürürler. Oysa, iki dinin inandığı tanrı da birbirinin kopyasıdır. İnandığımız değerlerin özünde bir yanlışlık var, detaylı bir sorgulamada, bahsi geçen konular, din, tanrı, siyaset, devlet gibi çıkmazların doğurduğu paradokslara rahatlıkla ulaşmamızı sağlar…

    Çok güzel bir konu ve harika bir yazı olmuş elinize sağlık…

    Like

    • Evet katılıyorum. Anlam vermek imkansız. Önce kendimizi kalıplara sokuyoruz, sonra da o kalıplar için savaşıyoruz. Aynı kalıplar hayatımızı şekillendiriyor. Hatta daha da ilginci, dün hiç sorun yaşamadığın, çok iyi anlaştığın insanlardan seni ayırıyor. Bir nefeslik hayatı anlamsızca harcıyoruz. Bazen soruyorum, merkeze insanı koymak neden bu kadar zor ama cevap bulamıyorum. .

      bu güzel yorum için teşekkür ederim.

      Liked by 1 person

      • Aslında merkezde yine insan var ama bizler değil kendi çıkarları doğrultusunda dünyaya yön veren insanlar var, bozukluk oradan kaynaklanıyor herkesin inandığı değer kendisi için doğru olarak kabul görülüyor başka bir inanca ya da sisteme saygı yok çünkü kendi saltanatlarının yok olma korkusu var. Ve bu yüzyıllar boyu değişmeden devam ediyor. Bunun için ölümler, katliamlar, faili mechuller bizler için acıya dönüşürken merkezdeki insanlar için işlerin normal seyrinden devam etmesini sağlıyor. Ve bu güne kadar insanoğlunun yönetilme şekilleri birbirleri arasında köklü farklılıklar gösterse de özünde alt tabakayı sömürmek üzere kurulu. Örnek yakın geçmiş yüzyılda, toprağı işleyenler ve toprak ağaları, şimdi ise ekonomi ve paraya yönverenler ve işçi sınıfı. Konuşacak o kadar çok şey var ki 🙂 kısacası toplum refahını gözetecek ve yüceltecek bir sistemimiz yok demokrasimiz var ama dünyada demokrasiyi kötüye kullanan ülkelerin başını çekebiliriz.

        Bu güzel tartışma konusu için ben teşekkür ederim…

        Like

      • Kesinlikle konuşacak çok şey var. Nereden tutsak elimizde kalan bir dünya. Bizim açımızdan değerlendirirsek, demokrasinin değerini bilmiyoruz, özgürlüğün değerini, insanlığın değerini. Çünkü tecrübe etmedik bunları, zorla getirildi ama her kafa almıyor işte. Bazıları yaşamayı tercih ediyor, belki de çoğunluğu. Bir tarafta burjuva ayaklanıp halkı arkasına alıyor, krala kafa tutuyor.. Yüzyıllar geçiyor ama bu topraklarda burjuvanın keyfi yerinde, işçinin, alt tabakanın ise gücü yok. Çünkü aç.

        Çok güzel bir örnek verdin ağalar ve paraya yön verenler. Tutsaklığı bilmeyen bir insan, tutsak olduğunu farkedebilir mi? Matrix’de Morpeus’un bir sorusu vardı hatırlar mısın? Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin? Edilemiyor işte. Şirketine milyon dolarlar kazandıran adam 3bin, 5bin hadi 10binle kral oluyor. Çünkü vizyon o kadar. Ev, araba.. Çünkü hep başkalaryla yarışmış. İdeolojik, siyasi, dinsel, düşüsel her yönden sınırları var çünkü aksini bilmiyor, düşünemiyor. Mesela avrupadaki adam 35 saat çalışıp kendine vakit ayırırken, bir saatin bile değerini düşünürken; bizimki 50 saat çalışıp bir kere kafasını kaldırıp neden demiyor? Zaman olsa da nasıl harcıyacağını bilmiyor haliyle.

        Belki her zaman olacak sömürü, zaten olmuş da. Ama ne yazık ki bizim gibi bozuk demokrasilerde etkisini çok daha ağır görüyoruz. Bir de aptallar tarafından yönetilince, durum daha da sarpa sarıyor. Çamura batmadan önce temiz zemin ararsın basacak, çamura battıktan sonra ise daha az çamur. Artık temiz zemin anlamsızlaşır. Bizde de durum böyle. Bataklığa saplandıkça unutuyoruz, dışında neler olduğunu..

        Kafam dağınık biraz, umarım dağınık bir cevap olmamıştır.

        Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s