Kendini Kandırmak

 

Gündüzleri işimizde gücümüzdeyiz. Ciddi bakışlar, dünyayı kurtarırcasına tavırlar, yapılan işten takdir alamamanın verdiği ezik psikolojini adeta kafasına vurarak toprağın altına gömmeye girişen bir ego.. Herkes bey ya da hanım.. Herkes müdür ya da üst. İçimizden küfürler saydırırken o saygıyı göstermek ne kadar zor değil mi? Düşündüğünü söyleyememek.. Hayır yanlış yapıyorsun bile diyememek. ..

Herkes hayalindeki işi yapıyor gibi.. Üç beş kuruşla mutluluk aynı grafikte yer alıyor, neden çünkü ana felsefe kar maksimizasyonu. Bunun için de gelir artırılmalı.. Ama gideri azaltmak kimsenin aklına gelmiyor.

En büyük hayal lüks bir araba, büyük bir ev. Neden? Çünkü ihtiyacımız var. Bir kere rahat olacaksın, kullanmadığın bir sürü alanın olmalı. İşimiz maksimizasyon. Başka neye ihtiyacımız var? Övgüye. Yoksa o ego nasıl beslenecek.. Kafayı mı yedirteceksiniz insana? Bu koşullarda ego satın alınabilir gibi duruyor.

Bir de dünya turu hayali var? En büyük klişe belki. Uygulayabilen? Yüzdeye vursan 2-3 belki. Dünya turunu geçtim tatil yapan bile az. Gerisi bak boşa çalışmıyoruz ayakları.. Vücudu yeter daha çalışma dediğinde, dünyayı gezecek vatandaş. Haa bir de lüks otellerde konaklayıp bir iki binayı gezmekten bahsetmiyorum. Gerçekten okumak gibi gezdiğinden öğrenenleri anlatıyorum.

Arada çok mutlu olanlar, hayallerini yaşayanlar da var (!) Öyleyse neden eve atılan ilk adımdan itibaren tavırlar, alışkanlıklar değişiyor. Gündüz yaşananlar sahte mi yoksa hepiniz mi bipolarsınız? Sosyal medyayı açıp özendiğiniz hayatlar yok mu, ekrandan ne kadar kolay gözüküyor değil mi? Ahh şimdi öyle yaşamak vardı.. Hani mutluyduk? Yoksa ego savaşında özümüzü mü kaybediyoruz?

Milyon tane seçenek var gibi ama seçebildiğimiz sadece bir tane.. Ne kadar yazık… Sorulsa ki seçimlerinde özgür müsün, cevap hazır ‘evet’. Peki dürüst müyüz yoksa çok umursadığımız ‘diğerleri’nin bize sundukları içinde mi yapıyoruz seçimi..

Sahte mutluluklarla kendimi tatmin ederken kendimizi bile kandırabiliyoruz. Dönüp baktığımızda mutlu muyuz gerçekten, olmak istediğimiz yerde miyiz yoksa sürüklendiğimiz yerde mi? Önümüze çıkan fırsatları mı değerlendrdik yoksa fırsatı kendimiz mi yarattık?

Kaçımız hayal ettiğimiz işi yapıyor ya da hayal ettiği yerde. Bu konuda belki doktor, avukat, öğretmen vs. olanlar biraz daha şanslı peki diğerleri? Hayal ettiği diyorum hayal ettirilen değil. Hiçbir çocuk hatırlamıyorum bir firma da müdür, proje mühendisi, yazılımcı olma hayali kuran..Ya da kim tahmin ediyordu ki sırf iş için hiç ummadığı, asla gitmem dediği bir şehirde yaşayacağını.. Hayatı hunharca harcamak bu olmalı..

Kazanımları ve kayıpları gözden geçirmek gerekiyor gibi… Kazanımlar derken ev, araba, para değil mental ve manevi kazanımlardan bahsediyorum. Yoksa bunlar için bedenin artık yeter diye bağıracağı emeklilik yıllarını mı bekliyorsun? Bazı şeyleri yeni yıldan umutsuzca beklemek yerine harekete geçmek daha faydalı.

Evet hayatın gerçekleri var bu yüzden de iki hayatımız var. Birinde mutluluğu parayla satın alabileceğini sanan ‘ben’ oynuyor baş rolde, diğerinde ise birincisi yüzünden yaşayamadıklarının özlemini çeken ‘ben’.

Ama unutulan bir şey var parayla sağlığı bile alabiliyoruz artık ama zamanı asla. Hayat akıp gidiyor ve kum saatini tersine çevirme şansımız yok. Olsaydı peki yine aynı yerde olmayı ister miydik, bence asıl soru bu.

B.

 

sand-glass-dream-world-29064164

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s