Türkiye’den Çekip Gitmek (1)

Artan nefret, birbirinden saçma uygulamalar, kötüleşen şartlar, insanların tahammülsüzlüğü ve bunun gibi onlarca neden.. Herkes aynı ikilemde.. Gitmeli miyim? Benim düşüncem bir iki sene de olsa gelişmiş bir ülke tecrübesi edinilmesi gerektiği. Peki neden?

En basit nedeni, denemeden bilemeyecek olmamız. Türkiye’de bile şehir değiştirirken, öncesinde ne kadar gezmiş olursanız olun, ne kadar bilgi edinmiş olursanız olun yaşamaya başladığınızda karşılaştıklarınız çok farklı iken tamamen farklı bir kültürü, farklı bir ülkeyi bir kaç tatil, sohbet ya da bilgiyle uzaktan öğreneceğinizi düşünmüyorsunuz heralde.

Biz Türkler kibirli bir milletiz. Dünya Türkiye etrafında dönüyor gibi düşünüyoruz. Tarihimizle övünürüz, diğer milletleri hor görürüz, farklılıkları sevmeyiz. Empati mi? Bizden uzak olsun çünkü doğru olan sadece biziz. Araplar kültürsüz ve pis, avrupalılar ahlaksız.. Ruslar kim oluyor ki? Asya ise gereksiz.. Bizim için geçmiş ve gelecek vardır, bugün hiç bir zaman yoktur. Her şeyin en iyisi bizdedir. Çok değerli topraklarda otururuz, dünyada eşi benzeri yoktur. Bu yüzden de tüm dünya bizimle uğraşır. Hep dış mihraklar vardır. Ahh onlar olmasa son derece aydın ve örnek bir ülke olacağız halbuki.

Evet böyle bir milletiz. Ego yüksek, vurdum duymazlık üst seviyede. Hal böyle olunca da ne kadar okursak okuyalım, gezersek gezelim bulunduğumuz ortama objektif yaklaşamıyoruz. Çünkü ortam bizi içine çekiyor. Köreriyoruz farkına varmadan. Kime sorsak böyle değilim der ama hepimiz fikirlere, ideolojilere körü körüne bağlanmayı seviyoruz. İster muhalif olalım ister yandaş, ister dindar ister ateist. Kesinlikle objektif bakabilmek her yiğidin harcı değil. Bunu başarabilen belki %1 belki %2. Bu açıdan da yurtdışı tecrübesinin ( hayatınızın geri kalanını ya büyük çoğunluğunu yurtdışında geçirmek istemiyorsanız bile) size katkısı çok olacaktır. En büyük katkısı da dünyanın Türkiye etrafında dönmediğini göreceksiniz. Olaylara, insanlara, çevrenize bakışınız çok değişecek, size farklı bir perspektif kazandıracaktır. Bu da Türkiye’de yaşamak isteseniz bile daha sağlıklı karar vermenizi sağlayacaktır.(aslında bunu da başarabilen insan sayısı da az. Kibri yıkmak zor)

Gelelim ikilemlere…

Evet çok kolay bir karar değil çekip gitmek, özellikle belli bir yaş ve düzenden sonra her şeyi dağıtıp yeni bir düzen arayışı oldukça zor. Bu nedenle öncelikle ikilimlerin nedenlerini ve neler olduklarını yazmak da fayda var.

İlk olarak sorulması gereken soru neden gitme düşüncesi var.

Bunun en büyük nedeni Türkiye’deki siyasi ortam ve getirdiği sonuçlar. Aslında hepsinin ardında yatan yukarıda bahsettiğim kibir. Hele bir de cehaletle karıştı mı sonuçlar felaketler. Çevreye bakıyorsunuz her şey ideolojiler etrafında dönüyor. Herkes oldukça gergin ve kaba. İnsanlar birbirinden nefret ediyor. ‘özür dilerim’, ‘rica ederim’, ‘teşekkür ederim’ kelimeleri adeta yasaklı. Empati sadece kendini haklı çıkarmak için var ya da ezik psikolojisi olarak. Ahlak kavramı şekil değiştirmiş. Saygı kavramı yok olmuş. Farklı olan her şey yanlış, kötü ya da sıkıntılı. Kadının sosyal statüsü içler acısı.. İfade özgürlüğü işimize geldiği gibi.. Özgürlüğün getirdiği sorumluluktan haber yok. Yaşam tarzına bile çevre karar veriyor. Eğlenmek için yan yana maç izlemeyi bile beceremeyenlerin olduğu yerde siyasi fanatizmden bahsetmiyorum bile.. İş hayatına baksan para gözleri boyamış. Ne bir takdir var ne de yapılan işe saygı. Hoş kimse kendi işiyle ilgilenmiyor, diğerlerinin ne yaptığı daha önemli. Doğru iş yapıp bir adım ileri gitsen beş adım geri çekiyorlar. Dedikodu, kıskançlık, ispiyon ne ararsan var. Sanırsın dallas. İşte tüm bunlar gitme fikrini belirgenleştiriyor.

Peki ikilem neden?

İkilemin nedeni tüm bunlar düzelecek mi kaygısı ve tüm bunlardan kaçmak çözüm mü sorusu. Benim cevabım gelişmiş bir medeniyette bunların çoğuyla karşılaşmayacaksın. Göreceksin ki merkeze ideolojileri, dinleri değil insanı koyunca tüm bu temel problemler çözülüyor. Tereddütlerin ortadan kalkacak çünkü sen kimseye kendini ispatlamaya çalışmadıkça, kendin gibi yaşadıkça kimse de senin kim olduğunla ilgilenmeyecek.( Yabancı olma durumunu hariç tutuyorum) İnsanlığın, özgürlüğün tadına varacaksın. Temel ihtiyaçların için mücadele vermeyeceksin, hakkettiğin neyse karşılığını alacaksın. Ve daha net göreceksin Türkiye’de seni yoran, kafanı bozan şeylerin basitliğini ve anlamsızlığını. Ondan sonra oraya gidip savaşmak ya da bulunduğu yerde devam etmek sana kalmış.

Diğer bir ikilem de karar verme aşaması. İş güç bırakılıp gidilir mi, düzenimi bozmaya değer mi kaygısı..

Biz Türkler göçebe kökenli olsak da düzeni seviyoruz. Özellikle geleneksel aile yapısı ve din etkisini de katarsak düzen bozmak bizim işimiz değil. Her şey sırasına uygun olmalı, kalıbın dışına çıkılmamalı. Çocuk büyür, okula gider, üniversiteye gider.. O biter askere gider, bir iş bulur sonra da eş bulur evlenir. Çocukları da olur ve aynı döngü devam eder. Bu döngü içinde de yapılabilen en büyük şeyler bir ev almak, bir yerlere müdür olmak ve para biriktikçe araba değiştirmek. Peki hayat bu mu? Değil tabii ki. Sen tam bir yerlere vardım derken seninle aynı yerden çıkmış ama bir iki yılını heba etmeyi göze alarak yurtdışına çıkageliyor. O senin heba olarak düşündüğün yıllar aslında onun dönüşüm aşaması ve üstüne koyduğu, bir üst seviyeye çıktığı zamanlar. Doğal olarak dünya görüşü değişmiş, farklı bakış açısı kazanmış, farklı uygulamalar görmüş ve farklı diller öğrenmiş bir şekilde dönüyor. Belki de senin müdür olduğun şirkete ceo olarak, ya da çalıştığın ekibe müdür olarak.. Sen hakettiğini düşünürken istediğin noktaya gökten iniyor. Maddi hedeflerinin ise çok üstünde.. Böyle bir örnek de şart değil aynı şekilde işini gücünü bırakıp çok farklı işlerle uğraşan, dünyayı dolaşanlar da mevcut.

Bunun gibi birçok örnek var. Kısacası risk almaya değer. Aslında bu risk bile değil. Nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşayabileceğin bir fırsat. Hayallerine ulaşmak için feda edilen bir kaç sene ya da bir araba, ev parası.. gerçekten hiçbir şey.

Düzen konusunda en büyük engel belki yaş ve aile. Ama Türkiye’de gençler bile korkarken dışarıda insanların ne kadar cesur olduğunu görünce bunun sadece bahane olduğunu gördüm. Tüm bunları ailesiyle yapan, farklı sınıflardan, farklı yaşlardan onlarcası ile tanıştım. Gerekli olan tek şey hayaller için basit şeyleri feda etmekten kaçmamak. Hayalleriniz üç çocuk, araba ve evse diyecek bir şey yok tabii ki.

Araştırmalara başladım. Bir sürü olumsuz yorum aldım.

Elbette ki orada yaşayan insanlardan, o ülkeler de büyümüş insanlardan farklı yorumlar gelecektir. Herkes farklı şeyler tecrübe ediyor ve farklı noktalardan bakıyor. Benim gözlemlediğim, olumsuz yorumlar; ingilizcede ‘homesick’ olarak tarif edilen hastalık derecesinde memleket özlemi çekenlerden; yozlaşma korkusu yaşadığı için kültüre adapte olmayı reddeden muhafazakarlardan (halbuki en rahat da bu ülkelerde yaşıyorlar), yukarıda bahsettiğim kibri bir türlü üstünden atamayanlardan; eğitim ve kültür seviyesi olarak alt seviyede olup yine kibir ve cehaletten dolayı saçma kıyaslamaya girenlerden, dil sorunu yaşayanlardan; ve son olarak da çeşitli yerlerde ırkçılık gibi çirkin olaylarla karşı karşıya gelenlerden geliyor. Olumsuz yanları da yazının ikinci bölümünde toparlayacağım ama söyleyeceğim, bu hayat sizin hayatınız ve ister öğrenci olun ister bir şirkette müdür…Bir olumsuzluk karşısında dönüp dolaşıp geleceğin yer yine aynı olacak ve daha kötü olmayacak. Hatta dil ve bakış açısı, orada ki tecrübelerinden dolayı daha iyi bile olabilir ama kesinlikle daha kötü olmayacak. O nedenle bir süreyi feda etmenin hiçbir sakıncası yok. En başta da dediğim gibi denemeden bilmek imkansız. Benim edindiğim tecrübe ise oldukça olumlu. Tabii ki arada olumsuzluklar oluyor ama kesinlikle insan olduğunuzu hissetmek, değer verildiğini hissetmek ve kaybedilen tüm değerlerin işlediğini görmek tarif edilemez derecede rahatlatıcı ve mutluluk verici.

En çok düşülen diğer ikilem de kaçma duygusu. Yurtdışına gitmek kolaya kaçmak, herkes giderse memleket kime kalacak, durup savaşmalı düşünceleri.

Benim bu konudaki düşüncem biraz farklı. Ama önerim savaşmak da isteseniz, Türkiye’de yaşanır o kadar da kötü değil de deseniz ya da ben Türkiye’yi çok seviyorum da deseniz birkaç yıl da olsa yurtdışı tecrübesi edinin. Böylece hem nasıl savaşmanız gerektiğini, hem neyle savaştığınızı daha iyi görürsünüz. Savaşma konusunda da daha sağlıklı karar verirsiniz.

Yurtdışına çıkmak kolay kısmını reddediyorum. Dilini, anılarını, arkadaşlarını, akrabalarını, aileni geride bırakıp gitmek hiç de kolay değil hatta kalmaktan daha zor bir karar. Çoğu zaman yalnız olmak, her geldiğinde insanların birer yaş daha büyük olduğunu görmek, acıları, sevinçleri her anı kaçırmak hiç de kolay verilecek bir karar değil. Aslında kolay olan milliyetçilik naraları atıp, savaşıyorum diye boşa kürek çekmek, düzenin içinde yok olup gitmek. Ama yine de savaşana da saygı duyuyorum. En azından çevresini güzelleştirmesi bile bir adımdır.

Şahsen Türk olmaktan yana bir sıkıntım yok hatta şanslı hissediyorum, gurur da duyuyorum. Türkiye’nin ve insanların durumu ise oldukça üzüyor. Ama diğer yandan da kendi yapmadığımız seçimler yüzünden ırkçılığa varan milliyeçilik de, bahsettiğim kibir de son derece saçma geliyor. Toplum yapısı çok kolay değişmiyor. Zorla değiştirsen de olmuyor. Bazı şeyler yaşanarak öğrenilmeli. Bu nokta da bireysel olarak değiştirebileceğim bir şeyler olduğunu düşünmüyorum. Savaşarak kazancağımı da, ya da savaşın olumlu sonuçlarını göreceğimi de. Hatta çocuklarımın da torunlarımın da göreceğini sanmıyorum. Bunun ancak siyasi vizyonla olacağı açık ama şu an öyle bir ortam da yok. O yüzden de standardımın yüksek olduğu yere gitmeyi, insani değer gördüğüm, kendime vakit ayırabildiğim, çok basit, en temel tartışmaların içinde olmadığım yerde yaşamayı tercih ettim. Buna devam da edeceğim.

Kalıp savaşana da saygım sonsuz ama dediğim gibi savaşını doğru yapabilmesi için de kalıbın dışına çıkıp dışarıdan bir kere de olsa bakmak lazım.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s