Paris’in Ardından…

12238290_10207133022831199_674979464490548793_o

Hiç şüphesiz büyük trajedi. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yapılan en büyük terör saldırılarından biri belki de en büyüğü. Bu nedenle de doğal olarak dünyada yankısı da çok büyük oldu. Ben de Avrupa’da yaşayan bir Türk olarak bu büyük olayı yakından takip ettim, En çok ilgilendiğim ise Türkiye’ye yansımasıydı. Yazmak için ise biraz beklemekte fayda gördüm. Çünkü olayın şoku üstündeyken rasyonel tepkiler almak zor. Olayın ne olduğunu, nasıl olduğunu bile anlamak neredeyse imkansız.

Saldırıdan sonra geçen dört günde gözlemlediklerimin bir çoğu klişe ve rituel diye adlandırabileceğim aktivitelerdi. Bir kısmı ise şok edici hatta utanç verici yaklaşımlardı.

Patlamanın olduğu andan itibaren ilk olarak tabii ki sosyal medya hareketliliğiydi. Orada olan insanlar ve yakınları için çok iyi bir araç olacakken her zaman ki gibi yas ritüelini görevini yerine getirdi. Değişen profiller, yüzlerce paylaşım. Bunların içinde dikkatimi biraz acı yarıştırmaya dönüşen neden beyrut için suriye için dua etmediniz de şimdi Paris için ediyorsunuz gibi söylemler çekti. Facebook çifte standard uyguluyor gibi bir sürü söylem.

Kesinlikle insanların kendince nedenleri var, haksız da sayılmazlar ama ben bu yaklaşımı çok saçma buldum.

İlk olarak facebook bunların hiç birini yapmak zorunda değil, her terör olayında da bu şekilde bir uygulama yapmıyor. Ama bu olay dünyanın yıllardır kültür başkentini yapmış Paris’te kısacası dünyanın merkezinde, kalbinde gerçekleşiyor. Dünyanın her yerinden tepki veren sosyal medya isyancıları için kolaylık sağlayan bu uygulamayı bizim için niye yoktu demek gerçekten komik.

İkinci olarak da, bir taraf dediğim gibi dünyanın kalbi denilebilecek bir yer. Bu tip terör saldırıları henüz sıradanlaşmamış. Bir çok toplumsal sorun olmasına rağmen insanlar birbirinin sokak ortasında kafasını kesmiyor, hemen hemen her gün birileri ölmüyor, bombalar patlamıyor. Dünyada en çok turiste ev sahipliği yapan bir kültür başkentinden bahsediyoruz. Ayrıca Fransa halkı patlamanın hemen ardından ırkçılık ve teröre karşı önemli mesajlar verdi. Birlik oldu ve tepkisini gösterdi. Patlamadan iki hafta önce de yine artan ırkçılığa ve terör olaylarına karşı büyük bir gösteri düzenlenmişti. Ama tabii ki pozitif şeylerden pek haberimiz olmuyor. Aksi halde nasıl nefret besleyeceğiz? Diğer taraf ise savaşıyor. Her gün çocuklar kadınlar ölüyor, her gün bombalar patlıyor, insanlar öldürülüyor, ilkel infazlar gerçekleşiyor. Artık kendi halkı bile tepki göstermiyor. Tepki gösteren ise birbirini suçluyor, intikam yeminleri ediyor. Hatta ölen insanlara sevinenler bile var. Kimse kusura bakmasın ama böyle bir ortamda, insanlar kendi ülkesinde olanlara bile ses çıkarmıyorken, dünyadan bu tepkiyi beklemek iki yüzlülükten başka bir şey değil. Son olarak da nedense ortadoğuda yaşanan acı sadece batıda olaylar olunca aklımıza geliyor. Bu da iki yüzlülüğün diğer bir yanı.

Tabii şunu da belirtmek de fayda var; bu eleştirim batıya ağlayalım, doğuda olanları yok sayalım değil. Aksine savaşı durdurmak için, akan kanlar için, ülkesini terk etmek zorunda kalıp sefalete mahkum olanlar için ya da afrikadaki açlık için kısacası dünyadaki yok sayılan tüm sorunlar için gerekli kamuoyu oluşturulmalı, bunun için savaşılmalı. Duyarlılık ve yarışa girme yerine farkında olamanın, farkındalığı artırmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunun için sosyal medyada çifte standard paylaşımları yerine daha somut adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum.

11951147_10207146380445131_2648580935247744700_n

Diğer dikkatimi çeken yorumlar ise müslüman terörist demek değildir sözleri. “Terörün dini olmaz” “Terör her yerde terör” gibi bir çok klişeye rastladım. Bu klişelerde ise aklıma gelen aynı insanların Kürtlere bakışı. Batıya her müslüman terörist değildir derken, doğuya hepsi aynı işte demek dürüst olmadığımızın göstergesi. Bu iki yüzlülüğü bir kenara bırakırsak asıl soru neden her seferinde bunu söylemek zorunda kalıyoruz, ‘biz terörist değiliz!? Sebebi basit, teröristler dini ideoloji ile saldırıyor ya da öyle göstermek istiyor. Ortadoğu da halklar birbiriyle savaşıyor, batıya büyük nefret var, mezhep çatışmaları devam ediyor. Tüm bunları toplayınca da bu imaj hiç de anlaşılmaz değil. Bunların dışında avrupadaki, amerikadaki ya da diğer kıtalardaki müslüman imajı da çok farklı değil. Genelde dışarıya ve yeni kültürlere kapalı bir toplum, gayrimüslimlere karşı duyarsız, olumsuz söylemlerden çekinilmiyor. Yaşanılan ülkenin değerleri ile hiç ilgilenilmiyor, aksine bunlara uyulması durumunda ‘yoldan çıkılacağı’ düşünülüyor. Durum böyle olunca da müslümanlara ve islam dünyasına olumsuz bakış kaçınılmaz. Peki bunun için ne yapılıyor? Hiç bir şey. Bir kültürden bahsediliyor ama dışarıya tanıtılan olumlu bir kültür yok. Barış dini deniliyor ama barış ya da insanlığa bakış hiç de olumlu değil ya da olumlu şekilde lanse edilmiyor. Bir şey söylenecekse bu biz terörist değiliz değil bizim kültürümüz bu şekilde ve teröre, savaşa karşı tavrımız da budur olmalı.

Dikkatimi en çok çeken ve en üzücü olan ise Türkiye’de fanatizmin geldiği noktaydı. Yani Paris’teki olaya sevinenler ya da biraz da orada insanlar ölsün diyenler. Bunu gerçekten kelimelerle ifade etmek imkansız. Dehşet verici. Yazılanları, söylenenleri tekrar tekrar okudum, tekrar tekrar dinledim, sordum. Şok oldum. İnanılması gerçekten güçtü.Nasıl bir insan diğerinin ölümüne sevinebilirdi. Düşündükçe moralim bozuldu. Ama asıl moralimi bozan bu düşüncenin hiç de az olmadığıydı. Her milli maçta duyulan tekbir sesleri aslında tehlike çanlarıydı bizim için, sokaklarda edilen ideolojik kavgalar hepsi tehlike çanlarıydı. Ama Yunanistan maçı öncesi Paris için saygı duruşuna yapılan tepkiyi görünce eyvah dedim. Artık uluslararası hiç bir platformda rahat yok bize. Daha iki gün önce tanıştığım iki yabancı arkadaşın Türkiye ile ilgili düşüncelerine şaşırmış, üzülmüş ve haklı bulmama rağmen hayır öyle değil, bizim insanımız duyarlıdır, toleranslıdır, yabancılara karşı sıcak kanlı her zaman hoşgörülüdür demiştim. Evet söylerken inanmamıştım ama en azından olumsuz düşüncelerini yıkmak istemiştim. Çünkü bundan daha dört sene önce bu kadar fanatikleşmemiştik. Ama Paris’teki olaydan sonra konuşulanlar, maçtan önceki ıslıklar gerçekten artık son diye düşündürdü. Önceden sorunlarımızı içeride tutuyor onca olumsuzluğa rağmen dışarıda iyi bir imajımız vardı ama şimdi cehalet, nefret ve diğer tüm problemler ülke sınırlarını aşmış. Biz nasıl son senelerde hızla değiştiysek dışarıdan Türkiye’ye bakış da aynı hızla değişti. Sanırım yavaş yavaş Modern Türkiye’ye elveda diyip bataklığa doğru sürükleniyoruz.

Umarım tüm bu olanlardan ders çıkarmayı başarabiliriz…

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s